Emekli amiraller, bildiri yayımlayan amirallere ilişkin dava kapsamında ifade verdi

Avukatlarıyla Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na gelen Kıyat ve Akın, davanın görüldüğü Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin talimatı doğrultusunda İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan ara duruşmalarda savunma yaptı.

Mahkemeye sunduğu yazılı savunmasını okuyan Akın, kamuoyunda “emekli amiraller duyurusu” olarak bilinen metnin, barışçıl ve dostane bir içerikle hazırlandığını, duyurunun Montrö Sözleşmesi hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi ve vatandaşlara karşı mesleki sorumluluklarının yerine getirilmesi amacıyla paylaşıldığını söyledi.

Akın, Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılabileceği ve üniformalı muvazzaf bir amiralin resmi makam aracıyla gittiği tarikat evindeki sarıklı ve cübbeli fotoğraflarının basına yansıması konularının ülke gündeminde yer aldığını belirterek, bunlara yönelik tepkilerin herhangi bir soruşturmaya konu edilmediğini ancak benzeri bir açıklamadan dolayı amirallere dava açıldığını anlattı.

Emekli amiraller tarafından yapılan duyurunun milli menfaatleri ve güvenliği esas aldığını belirten Akın, “Duyurudaki diğer bir konu olan, üniformalı muvazzaf bir amiralin resmi makam aracıyla gittiği tarikat evindeki sarıklı ve cübbeli fotoğraflarının basında yer alması ise şahsıma ve meslektaşlarıma 15 Temmuz darbe teşebbüsünün altında yatan TSK içindeki hiyerarşiyi ve disiplini bozan FETÖ yapılanmasını anımsatmıştır. Tekrarlarının yaşanmaması adına, muvazzaf amiralin verdiği bu görüntü tarafımızca eleştirilmiş ve kamuoyu ile söz konusu duyuru paylaşılmıştır.” diye konuştu.

Duyuruda herhangi bir şiddet söylemi, suç unsuru veya iddia edilenin aksine kalkışmaya teşebbüs olarak yorumlanabilecek bir ifadeye de rastlanamayacağını vurgulayan Akın, soruşturma aşamasında araştırılan HTS kayıtlarında ve tüm WhatsApp yazışmalarında muvazzaf TSK mensupları ile hiçbir iletişim kurulmadığı sonucuna varıldığını, herhangi bir suç unsuruna ulaşılmadığını dile getirdi.

Suçsuz olduğunu belirten Akın, beraatini istedi.

– “DARBE ÇAĞRISI GÖRSEYDİM, DUYURUNUN YAYINLANMAMASI İÇİN İKNA EDERDİM”

Emekli Koramiral Atilla Kıyat aynı mahkemede yaptığı savunmada, darbe ve darbe teşebbüslerini yaşayarak gördüğünü söyledi.

Kıyat, Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılananları savunurken darbelere karşı olduğunu ve bunun TSK’ya büyük zarar verdiğini her platformda anlattığını vurgulayarak, dava konusu duyuruyu dikkatlice okuduğunu ve en ufak bir darbe çağrısı emaresi görmediğini kaydetti.

Böyle bir şey görmesi durumunda çoğu kendisinden yaşça küçük olan diğer kişileri, duyurunun yayınlanmaması için ikna edebileceğini aktaran Kıyat, “Duyuru bana göre Anayasanın 26. maddesindeki ifade özgürlüğü hakkımızın kullanılmasıdır.” dedi.

Kıyat, dava konusu duyuruda belirtilen olayların kamuoyunda, “TSK sanki Atatürk ilke ve inkılaplarına artık bağlı değil” gibi bir intiba uyandırdığını belirterek, şöyle devam etti:

“FETÖ’cülerin Montrö’ye bakış açısı ortada. Bizim Montrö hassasiyetimiz bazılarının Montrö alerjisi olarak devam ediyor. Sarıklı amiral haberi, aynı üniformayı yaklaşık yarım asır taşıyan beni ve tüm personeli derinden üzmüş ve yaralamıştır. Bu cemaatten boşalan yerlere başka cemaatlerin getirilmesi yaşanan sıkıntılara karşı uyarılara duyuruda yer verilmiştir. Duyuru, ne bir darbe çağrısı, ne bir darbeye davet içeriyor. Duyurunun saatine gelince, ifade özgürlüğünün mesai saatlerinin içi ya da dışında kullanılabileceğini dair anayasada bir madde yok. Biz askerler karar vermeden önce hareket tarzlarımızı bazı testlerden geçiririz. İsnat edilen suçu kabul etmiyorum, hakkımda beraat kararı verilmesini istiyorum.”

Duruşma çıkışında basın mensupların açıklama yapan Kıyat, dava sürecinden bahsederek, “Duyurudan sonra zaman ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi. Montrö duyurusu nedeniyle bize etmediği hakareti bırakmayanlar, bugün Montrö’yle yatıp Montrö’yle kalkıyorlar.” ifadelerini kullandı.

– EMEKLİ AMİRALLER HAKKINDA ANKARA’DA AÇILAN DAVA

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Nisan 2021’de bir grup emekli amiralin yayımladığı “Montrö bildirisi”ne ilişkin soruşturma başlatmış ve 6 Aralık 2021’de 103 sanık hakkında “devletin güvenliğine veya anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşma” suçundan 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası talebiyle iddianame düzenlemişti.

İddianame, gönderildiği Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş ve ilk duruşmanın 21 Mart 2022’de yapılacağı karara bağlanmıştı.

Dava kapsamında İstanbul’da ikamet eden sanıkların, talimatla savunmaları alınıyor.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.